Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek’in DÜNYA-MER açılışında yaptığı konuşmanın tam metni.
Sayın konuklarımız Çin Halk Cumhuriyeti’nden Türkiye’mize Çin medeniyetinin ve Çin devriminin değerlerini getirdiler. Hoş geldiler.
Ankara’da Xi Jinping yoldaşın önderliğinde Çin Halk Cumhuriyeti’nin başlattığı Küresel Medeniyet Girişimi’nin Araştırma Merkezi‘ni birlikte açmak, bize esin veriyor ve ufkumuzu zenginleştiriyor.
Medeniyetlerin Doğuşu, Yükselişi ve Çöküşü
Dünya tarihine baktığımız zaman, medeniyetlerin çeşitli coğrafyalardan yükseldiğini, insanlığın gelişmesine yeni ufuklar getirdiğini, düşünce ve duygularımıza yeni değerler kattığını, zamanla kabuk bağladığını ve çürüdüğünü ve yerini yeni bir medeniyete bıraktığını görüyoruz.
Çin, Mezopotamya, Hindistan, Mısır, Anadolu, Güney Amerika’da İnka ve Maya, Akdeniz’de Grek ve Roma, Pers, Orta Asya, Arap-İran-Türk İslam medeniyetleri, Batı Avrupa’da, Kuzey Amerika’da ve Japonya’da kapitalizmin yükselişi ve çağımızda Millî Demokratik Devrimler ve Sosyalizmi Kurma girişimleri birbirini izledi. Belli coğrafyalarda filizlenen medeniyetler, zamanla bütün insanlığı kucaklayan boyutlara ulaştı ve evrensel karakter kazandı.
Kavimlerin Bir Gülü Elden Ele Vermeleri Gibi
Kabile toplumundan sınıflı topluma geçişle, özel mülkiyetle, değişim ekonomisiyle, parayla, matematikle, yazıyla, ordu ve devletin kuruluşuyla belli toplumların tutuşturduğu ilk medeniyet ateşi, kıtalardan kıtalara geçti ve insanlığı aydınlattı; bütün insanlığın malı oldu.
Dünyada benmerkezci kalamayan bir olgu varsa, paylaşılmaktan kaçınamayan bir oluşum varsa, o da medeniyettir. Medeniyet, yeni toplumlar kurdu, kavimlerin bir gülü elden ele vermeleri gibi, denizlerden denizlere, kıtalardan kıtalara taşındı ve bugünlere geldi.
Her yeni medeniyetin yükselişi, yeni bir toplumun kuruluşunu getirdi. Her medeniyet, bütün insanlığı içine alan yeni bir devrimle geldi ve yeni bir çağın kapısını açtı. Bu süreçlerde insanî değerler yeniden tanımlandı. Biz iyimserler, her yeni medeniyetin insanlığa, daha insanî ilişkiler getirdiği görüşünü paylaşırız.
Emperyalist Haraç Ekonomisi Gününü Doldurdu
Yine insanlığın büyük tecrübesidir: Yeni medeniyetler, kabuk bağlayan, kendisini aşamayan, çıkmaza giren ve eskiyen medeniyetin merkezinden değil, çevresinden yükseldi. Böylece insanlık, medeniyetten medeniyete ilerleyen tarihiyle deyim yerindeyse çürümekten kurtuldu ve kendisine yeni bir ufuk açtı.
Bugün insanlık, yine çürüyen bir sömürü ve zulüm sistemiyle hesaplaşma dönemine girmiştir. Dolar saltanatı denen emperyalist haraç ekonomisi artık gününü doldurmuştur. İnsanlık, erkeği kadın ve kadını erkek yapmaya kalkışan, bu bağlamda insanın doğasına savaş açan bir yozlaşmayla karşı karşıya gelmiştir.
Yedi İklimin Gündeminde
Bizim millî marşımızın şairi Mehmet Akif, çöküşe giden emperyalizmi yüzyıl önce “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” diye tanımlamıştı. Bu gerçeği bugün ABD emperyalizminin ve İsrail’in insanlığa karşı açtığı savaşta bütün boyutlarıyla yaşıyoruz.
İnsanı emeğine, topluma, insanlığa ve hatta cinsiyetine bile yabancılaştıran emperyalist sistemin merkezlerinde derin bir medeniyet krizi var.
İşte bu koşullarda insanlık, yeni bir çağın sancılarını yaşamaktadır. Evet sancıları yaşıyoruz. Ancak biliyoruz ki her sancı, yeni bir doğumun habercisidir. Bu nedenle bizler şanslı insanlarız, yeni bir medeniyetin yapıcılarıyız, dahası kurucularıyız. Xi Jinping yoldaşın deyişiyle “İnsanlığın ortak geleceği”nin inşası, yedi iklimin gündemindedir.
Kapitalizmin emperyalist aşamasının sonuna geldik. Bugün Asya’dan yeni bir medeniyet yükseliyor. Yeni medeniyetin yapıcıları arasında bulunmanın sorumluluğuyla ve gururuyla burada toplanmış bulunuyoruz.
Tarihî Bir Sorumluluğun Eşiğindeyiz
Eşiğinde bulunduğumuz medeniyet,
- Emperyalist hegemonyacılığa son verecek,
- Millî devletlerin bağımsızlığına ve egemenliğine dayanacak,
- Emperyalizmin ve Neoliberalizmin katlettiği hümanizme yeniden hayat verecek,
- Çalışmayı ve üretmeyi ateşleyen mülkiyet ve bölüşüm ilişkilerini canlandıracak,
- Kamucu, paylaşmacı, halkçı, özgürlükçü, demokratik değerleri besleyecek,
- Dünyada barışın önünü açan gelişmelere yol verecektir.
Biz Asyalılar, tarih boyunca insanlığın büyük medeniyet atılımlarına emek verdik, imza attık. Bugün yine tarihî bir sorumluluğun eşiğindeyiz.
Ön Mevzileri Paylaşıyoruz
Türk kavminin Çin medeniyeti ile ilişkisi tarihin derinliklerindedir. Bizim Türk atlıları, Çin medeniyetinin birçok ürününü Atlas Okyanusuna kadar götürmüşlerdir.
Biz Çin ve Türkiye olarak, şimdi yükselen medeniyetin doğudaki ve batıdaki öncü mevzilerini paylaşıyoruz. Bu sorumluluğun kuşkusuz siyasal, ekonomik, kültürel boyutları bulunuyor. Siyasal boyut, anahtar değerindedir. Bu kapsamda doğudan batıya Çin, Rusya, İran ve Türkiye olarak, bütün insanlığın ortak geleceğini belirleyen ön mevzileri paylaşıyoruz.
Ortak değerlerimiz ve özlemlerimiz, bizleri birbirimize bağlıyor. Özlediğimiz dünyada, mallar parayla değişilmeyecek, Büyük Türk ozanı Şah Hatayi‘nin deyişiyle gül ile gül tartılacaktır.
Yabancılaşmanın Her Türünden Arınacağız
Özlediğimiz dünyada, insanlar değil eşyalar yönetilecektir. Özlediğimiz dünyada, yabancılaşmanın her türünden arınacağız. Bu özlemleri ve görev bilincini paylaşmak, bizleri ufuklarımızın çok ötesindeki dünyalara bağlıyor, omuzlarımıza uzak geleceklerin insan ilişkilerini bugünden inşa etme sorumluluğunu yüklüyor.
Sınıfsız, sömürüsüz, her tür yabancılaşmadan arınmış bir dünyayı paylaşma özlemi, insanlık sevgimizi, felsefemizi, icatçılığımızı, kültürel ve sanatsal yaratıcılığımızı ateşliyor.
Ankara’da, Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi’nin açılışına katılan Çin Komünist Partisi Uluslararası İlişkiler Bakan Yardımcısı Sayın Jin Xin başkanlığındaki kardeş Çin Heyetini ve siz değerli medeniyet kurucularını saygıyla selamlıyorum.